Cebrail'in Uykusu - Muhammet Durmuş

Pek uzun süren ve hitama eremeyen arzuna kırk gün ağla Kırk gün sonra artık onu arzu etmeyeceksin...

Cebrail'in Uykusu - Muhammet Durmuş
Kaynakça: https://pixabay.com/tr/illustrations/doğa-ağaçlar-huzurlu-peyzaj-lake-4567502/

CEBRAİL’İN UYKUSU

ı

Pek uzun süren ve hitama eremeyen arzuna kırk gün ağla

Kırk gün sonra artık onu arzu etmeyeceksin.

Gördüklerin gözlerinden ve duydukların kulaklarından

Sinirlerini kanırtarak gerisin geri çekildi

Artık hiçbir şey ümit etmeyeceksin.

Rab seni beklemekten yarattı ve sen

Onu içinde bekletilmekten yarattın

Artık beklemeyeceksin

Ruhuna işlediğin her nakış kendini ikna içindi

Şimdi ilmek ilmek sökmekle yükümlüsün

Şimdi, en gizli kusurun akranısın

Kapıda paslanmış bir dileksin

Her bilinçte yankılanan retler için alnına kara çal

Her algının her düşüncenin seni itişiyle büyü

Büyü ve yokluğa ula

Uzandığı bağa akamet salan lanetli acar

Tüm güllerin acuzeye çevrildiği abis

Bandırasız bordasız kopmaz pamuk ipliği

Zaman, vazgeçilen tasarım, atıldı yüce kattan

Ve müjde olarak saplandı sana, öyle sansana.

Doğranmış erkekler doğuran

Aynaların kadınlara neler ettiğini görmedin mi

Ya da kendine, bir bluzun

Ah nasıl da yaklaşıyor Moriya

Ve nasıl da berk bir nişangâh gibi

Boynum uzun

ıı

Artık ne yapıyordun

Her şey geçti

O isyan ve zulüm nehri kurudu

Yerine şehirler kuruldu, yıkıldı, yeniden kuruldu

Sular aktı ve kesildi

Yönetmeyi öğrendi kendince insanoğlu

Bir kıtayı transatlantikle yürüttüler

Artık ne yapıyordun

Toprak bir ağaca daha güç yetiremiyordu

Sen bin yıllık terden bir güneş içinde

Zamanı tekrardan sekerek geçtin

Bir rende bir yonga ve mıh.

Oysa vaat aksadı

Telef oldu hayvanlar hayal kırıklığından

Talaş ve odun parçalarından kurulu

Coğrafyanın karnında didinen cenin

Kendine çabandan bir rahim

Yaptınsa da olmadı

Ne tufanı gönderdi Çalap

Ne tamamlandı gemi

Biz öldük

Bizim çocuklarımız da öldü

Ey kendini kuran elin cerrahı

Yansımıyor kalbin aynasında hiçbir görüntü

ııı

Kaplanı uysallaştıran ne

Denizi uysallaştıran ne

Aydınlık kükremeye hazırlandığı anda

Göğü uysallaştıran ne

Beni uysallaştıran ne

Hüsran hüsran

Elem bize düşman eliyle inmekten caydı

Düşman ardımız sıra kuma inmekten caydı

Atlar solumaktan, tekerler dönmekten

Kından çekili kılıç şavkımaktan

Âlem işlemekten caydı

Aynı tasta eridi dost ile düşman

Asa öldü, düş öldü, kalp memeden kesildi

Görünmez merdivenlerle zamanı tırmanmaya durduk

Her basamağı

Hüsran hüsran

Ey gün

Ve geceyi tutan terazi

ıv

Şan üstünde bir lekeyiz şan renginde

Her nehir kendi yatağının soytarısı

Uyan.

Muhammet Durmuş